Vedat Barlık- Ege Taban

Şimdi Ki Gençler Strese Gelemiyor!

BİZE KISACA FİRMANIZDAN BAHSEDER MİSİNİZ?

Bu iş bizim baba mesleği. Babam 60’lı yıllarda plastik işine giriyor. O zamanlar Antep için çok yeni bir iş sahası bu. Komple plastik terlik, çizme ve ayakkabı üretiyor. Ama taban işine geçişimiz 1995’te oluyor. Babam bir gün ayakkabıcılar sitesine gidiyor, ürün verdiğimiz müşterilerden biri ‘Dikkatimi çekti, Antep’te bu kadar ayakkabıcı var, bir tane tabancı yok’ diyor. Babam tam bir girişimci! Biz 2 gün sonra Özyılmaz Makina’yı bulup taban makinesi alıyoruz İstanbul’dan. Taban işine de böylece girmiş oluyoruz.

NE TÜR TABAN ÜRETİYORSUNUZ, HEDEF KİTLENİZ NEDİR?

Neredeyse her türlü tabanı üretiyoruz: Neolit taban, poliüretan, termo, kauçuk... Şu anda sadece eva taban yok, ona da şimdilik gerek görmedim. İç piyasa sıkıntılı. 3-4 yıl önce 1 yıllık çek veren firmalar artık 15 aylık çek vermeye başladı. ‘Vadeler böyle oldu’ diyorlar. Zaten stresli bir iş, eva taban şimdilik kalsın dedim! İstanbul şubemizi açalı 2 yıl oldu. Burası her şeyin merkezi, vizyonumuzu genişletti. Hedef kitlemizi de her geçen gün genişletiyoruz.

PEKİ PALAMUT GROUP’LA ÇALIŞMAK İŞİNİZE NE GİBİ AVANTAJLAR KATTI?

Palamut Group’la 6-7 yıldır çalışıyoruz. Onlardan satın aldığımız tek ürün neolit. Bizim firma olarak iddialı olduğumuz bir alan. Malzemenin %90’ını onlardan temin ediyoruz. Şu anda tabanda görsellik çok ön planda mesela. Palamut Group ürünleri de boya ve renk anlamında bize kesinlikle çok şey katmıştır. Bir de biz Palamut Group ile yıllık program yaparak çalışıyoruz. Bu ürün Uzakdoğu’dan geldiği için tedarik edilmesi zaman alıyor. Belli zamanlarda elimizde olacak şekilde sözleşiyoruz ve Palamut Group da programa sadık kalıyor. İş süreçleri açısından Palamut Group’la şu ana kadar hiçbir sorunumuz olmadı.

İŞE YÖNELİK YATIRIM VEYA ŞUBELEŞME PLANLARINIZ VAR MI?

Taşınacağız. İstanbul şubemizden memnunuz ama şubeleşme konusunda yeni bir çalışmamız olmayacak. Zaten benim açımdan bir ayın en az 10 günü İstanbul’da geçiyor!

ANTEPLİ BIR ÜRETİCİ OLARAK SİZ İSTANBUL’DAKİ ORTAMI, TİCARETİ, İŞ İLİŞKİLERİNİ NASIL BULUYORSUNUZ?

İstanbul’un ticaret yapma şekli bizim oradan daha farklı tabi. Çünkü İstanbul’a gelen müşteri kitlesi çok çeşitli. Bu çeşitliliği gördükçe sizin de işe ve ticarete olan bakış açınız değişiyor, gelişiyor. Hatta bu yeni bakış açısından dolayı bazen Anadolu’daki müşterilerle çelişkiye düşüyorsunuz!

PEKİ FUARLARA KATILIYOR MUSUNUZ?

2-3 yıldır İstanbul fuarlarına katılıyoruz. Eskiden Antep’tekilere de katılıyorduk ama artık zaman açısından uymuyor. Ben fuar ortamını, oradaki kaynaşmayı çok seviyorum. Yurt dışından gelen müşterilerle konuşup beklentilerini görmek çok ilginç oluyor. Onların Türkiye’ye nasıl baktığını görüyorsunuz. Bilhassa Kuzey Afrika’daki ülkelerden ve Ortadoğu’dan bakınca Türkiye’nin üretim anlamında ne kadar kendini kanıtlamış bir duruma geldiğini fark ediyorsunuz. Ayakkabı işinin merkezi İtalya’dır tabi ama sanki Türkiye ikinci sıraya yerleşmiş gibi geliyor bana. Son dönemde yurt dışındaki birkaç firmaya özel taban yaptık. Türk ayakkabı sektörü olarak hem fiyat hem de hizmet avantajımız var. Öyle bir tabanı İtalya’da yaptıracak olsanız bütün masraflarını karşılamak zorundasınız. Ama biz burada hazırlığı, kalıpları yapınca avantajlı oluyor. Eh kalitemiz zaten güzel... Tabi bütün bunlar son 15-20 yılın bir sonucu. Türk insanı artık geziyor, dünyayı dolaşıyor, her taraftan bir şeyler öğreniyor.

Biz de gezip gördükçe dünyadaki eğilimleri daha net fark ediyoruz. P

PEKİ NEDEN EGE TABAN? SİZİ AYNI İŞİ YAPAN DİĞER FİRMALARDAN AYIRAN ÖZELLİKLER NELER?

Öncelikle müşterinin isteklerine ve beklentilerine önem veriyoruz. Şu anda da tüm ürünlerimizde müşterilerimizin beklentilerini karşılamayı başarıyoruz. Ama bu yetmez. Eksiklerimizi de görüyoruz ve karşılamaya çalışıyoruz.

YENİ AR-GE YATIRIMLARINIZ VAR MI?

Evet, şu anda ürünleri daha da güzelleştireceğini tespit ettiğimiz birkaç makine var. Onlara yönelik görüşmelerimiz sürüyor. Bugüne kadar sadece erkek ayakkabısı için üretim yapıyorduk. Bir noktada kadın ürünlerini de üretir hale gelmek istiyoruz ama önce araştırmamız lazım. Benim karakterimde ya hep ya hiççilik var. Bir işin hakkını vermek için, kaliteli ürün üretmek için daha baştan iyi hazırlanmaya önem veriyorum.

SEKTÖRÜN GELECEĞI HAKKINDAKI FİKİRLERİNİZ NELER?

Kalite arttıkça müşteri kitleniz de değişiyor. Bu bakımdan Türkiye’deki ayakkabı sektörünün geleceğinin parlak olduğunu düşünüyorum. Türk ayakkabısının kalitesi çok güzel. Ama pazarlama sorunumuz var. En son Moskova’daki mağazalarda gördüm: Bizim en kaliteli marka Türk ayakkabılarını, sentetik Çin ayakkabılarıyla aynı rafa koymuşlar, aynı fiyata satıyorlardı. Bunu görünce gerçekten üzüldüm. Tabi biz yarı mamul ürettiğimiz için benim elimden bu konuda bir şey gelmiyor. Ama özellikle ayakkabı markalarının pazarlama ve imaj sorununu ciddiye alması gerekiyor bence. Örneğin Çin’de yan sanayi çok güçlü. Ayakkabı sektörünü de sermaye yönünden yan sanayi taşıyor. Bize bakalım, mesela şu anda Antep ayakkabı sanayi kalite yönünde çok iyi durumda ama büyük markalara fason çalışmaktan öteye gidemiyor. Kendi markasını çıkaramıyor. Tekstilde de aynı sıkıntı var. 5-6 sene önce yurtdışına gittiğimde bir mağazada ‘Bizim en kaliteli takımlarımız Türkiye’den geliyor’ demişlerdi. Daha ucuzları hep Uzakdoğu mallarıydı. Ama bu kaliteyi markalaşma yönünde kullanmayı beceremiyoruz maalesef... Bir de Türkiye’nin en büyük sorunu sezon ve vade sorunu. Gittikçe de kötüleşen bir sorun ve acilen çözülmesi gerekiyor. Sektörün ve esnafın önündeki en büyük engel. Sermaye girişiyle çözülebilecek bir sorun ama bizde hep sermaye çıkışı var. Ev, araba alıyoruz, ama işe yatırım yapmıyoruz. Şu anda yan sanayi olarak, Palamut Group, dericiler, tabancılar olarak, ayakkabıcıları biz fonluyoruz. Sektör şimdilik böyle dönüyor ama nereye kadar? Bir de artık indirimin sezonu kalmadı, yıl boyu indirim politikası var. Bu da hem sektöre olan güveni azaltıyor hem de finansal darboğaz yaratıyor.

SEKTÖRE YÖNELİK DEVLET DESTEĞİNDEN YARARLANIYOR MUSUNUZ?

Fuarlarda KOSGEB desteği kullanıyoruz ama onun dışında bir devlet desteği kullanmadık. Bu tip fonlar var biliyorum ama çok da tanıtımını duymuyoruz sanırım, o nedenle ilgimi çekmedi. Kendi imkanları- mızı kullandık hep.

ANTEP’E GELECEK OLANLARA NE GİBİ TAVSİYELER VERİRSİNİZ?

Antep son dönemde gerçekten büyüdü ve merkez haline geldi. İç turizmden de çok insan çekiyor. Benim bilmediğim yerleri biliyor dışardan gelenler! Son yıllarda birçok değişik müzeler açıldı, çok güzel restorasyon çalışmaları yapıldı. Yahudi, Ermeni, Türk bir arada yaşadığı zengin bir geçmişi var Antep’in. Hafta sonu giderseniz pazar günü Antep’te kebap günüdür mesela, bütün restoranlar doludur. Et kalitesi çok iyidir.

İŞ GEREĞİ ÇOK SIK SEYAHAT EDİYORSUNUZ. SEVDİĞİNİZ ÜLKELER, ŞEHİRLER HANGİLERİ?

Yurt dışında Rotterdam ve Porto’yu çok sevmiştim. Bilhassa Porto’nun eski yapılarından etkilenmiştim. Rotterdam’ın da tam tersine, modernliği etkileyici gelmişti.

MODA AKIMLARI AYAKKABI SEKTÖRÜNÜ VE FİRMANIZIN ÜRETİM KARARLARINI NASIL ETKİLİYOR?

Ülke olarak kendi modamızı yarattığımız söylenemez. İtalya tarzını benimsiyoruz. Daha şık modelleri seviyoruz. Mesela Almanlar için konfor ve rahatlık önemlidir. Bizde özellikle erkek ayakkabısında konfor grubuna yönelik bir üretim artışı var ama genelde hala takım elbise ayakkabısı tarzını tercih ediyoruz.

HOBİLERİNİZ VAR MI?

Gençken çok fazla hobim vardı. Yabancı şarkıları çok iyi bilirdim, hala da bilirim. Türk sanat müziğini de çok severim ve şarkıların hikayesiyle ilgilenir, bulmaya çalışırım. Şimdi büyük hobim gezmek ve yemek programları. Biraz da çiçeklere meraklıyım, hanımla beraber balkonda çiçek ve sebze yetiştiriyoruz.

PEKİ BÜTÜN BU YOĞUNLUĞA VE STRESE RAĞMEN IŞ HAYATINA YENİ GİRECEK OLAN GENÇLERE SİZ NE TAVSİYE EDERSİNİZ?

Şimdiki gençler imalat sektörüne girmeyi istemiyor, stresi sevmiyor. Sanırım teknolojik aletler gençleri biraz tembelleştirdi, hazırcı hale getirdi. Bir de eğitimdeki tek hedef üniversiteye girmek oldu. Elbette yeni diller öğrenmek, kültür ve bilgi edinmek çok güzel. Ama meslek liselerine yönelim çok az. Antep sanayisinin ve makine sektörünün gelişmesinde bizim ustalarımızın çok emeği var. Bugün o ustalar yanında çalıştıracak eleman bulamıyor, çünkü yeni nesil torna makinesinde, cnc tezgahında çalışmak istemiyor. Bu üzücü bir durum. Hem yetişmiş eleman sıkıntısı hem de kurumsallaşamama sıkıntısı var. Öte yandan bu ayakkabı işine girecekseniz araştırmayı sevmek çok önemli. Yeni kalıplar ve modellerle her sezon yeniden bir iş kuruyor gibiyiz bu sektörde. Algıyı geliştirmek önemli

keyboard_arrow_up

Copyright © 2018 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif