Mehmet Ali Atiker & Hasan Ökçesiz

Hasan Ökçesiz Atiker’in yolculuğunu anlattı, Mehmet Ali Atiker ise İş hayatına dair değerli yorumlarını bizlerle paylaştı…

ATİKER GRUP’UN KURULUŞ HİKAYESİ NEDİR?

1971’de sektöre ilk olarak 30 m2 bir işyerinde tornacılıkla giren Atiker zaman içinde birçok farklı sektörde faaliyet göstermeye başlamış ve tüm dünyaya ihracat yapan bir şirketler grubu haline gelmiştir. Bugün Türkiye’nin 85 ilinde 1000’e yakın bayimiz var. Yurt dışında 45 ülkeye mal satıyoruz. Türkiye ticaretinde öncü olmaya çalışıyoruz. Bugüne kadar ne yaptıysak kendi markamız olarak yaptık, asla fason çalışmadık. Atiker Ayakkabı da firmamızın ayakkabıcılığa yatırım yapma isteğini temsil ediyor. Oldukça inişli çıkışlı bir sektör olmasına rağmen biz memnunuz. Bu tür iniş çıkışlar her zaman olacaktır. Bir iş kurduğunuz zaman ilk 5 sene zaten çalkantılı geçer. Ukrayna, Rusya, Suriye derken oralarda ne oluyorsa bizi de etkiliyor. LPG işlerimiz dışında her bakımdan etkileniyoruz. Otogazda dünyaya her gün 8-10 ton ihracat yapıyoruz. İç piyasadan fazla talep var! Ama ayakkabı sadece dayımın desteğiyle sürdürdüğümüz bir alan olarak başladı.

ATİKER GRUP’UN İŞTİRAKİ OLMANIN AVANTAJLARI NELER?

İşin özünde ciddi çalışmak ve yaptığı işin arkasında durmak var. Her konuda fayda sağlayan bir durum. Hem reklam hem de isim olarak ön plana çıkmayı sağlıyor. Nerdeyse her ülkede tanınıyor, 48 ülkede kendi şirketleri var. 3 senedir girdiğimiz ayakkabı alanında bile 15 senelik firma gibi iş yapabiliyoruz.

HİTAP ETTİĞİNİZ MÜŞTERİ KİTLESİ HANGİSİ?

Şu anda hem bayan hem erkek ayakkabısı yapıyoruz ve birebir perakende çalışıyoruz. Çeşit olarak da sandaletten tutun fantezi ayakkabıya kadar gündelik ve konfor grubundan her çeşit var.

FUARLARA KATILIYOR MUSUNUZ?

Antalya, İstanbul, Antep, İzmir ve Moskova Fuarlarına düzenli olarak katılıyoruz. Yurt dışı fuarlar çok etkili oluyor. Ukrayna’da ve Rusya’da yaptığımız fuarlarla çok müşteri kazandık, çok sipariş aldık. Hala da devam ediyoruz. Tabi farklı ülkeler farklı beklentiler getiriyor. Türkiye’de satılan oralarda satılmayabiliyor. Mesela Rusya’da kalıplar da modeller de çok farklı. Kürklü ve deri modeller tercih ediliyor. Sandaletlerde de şık modelleri tercih ediyorlar. Giyim kuşamlarına düşkünler. Gerçi Türkiye içinde bile ağırlıklı tercih edilen model ve numaralar bölgeden bölgeye fark eder zaten. Biz her kesime, her talebe yönelik ayakkabı yapmaya çalışıyoruz. Türk üreticiler son dönemde kendilerini çok daha iyi pazarlıyor. Yurt dışına eskiden 3-5 kişi giderken şimdi yüzlerce kişi gidiyor, bazen ar-ge’yi bile buradan götürüyorlar. Şimdi her firma kendini aştı, dünyanın her yeri yakınlaştı. Yurt dışındaki en güçlü rakibimiz öncelikle Çin ama orası çok ayrı bir dünya, onlarla rekabete kimsenin gücünün yetmesi mümkün değil! Ama kalite olarak en yakın rakibimiz İspanya olabilir.

İŞ YAPTIĞINIZ SEKTÖRLERDE SEKTÖRÜN GIDIŞATINI NASIL GÖRÜYORSUNUZ? YURT İÇİNDEKİ TABLO BİZE NELER SÖYLÜYOR?

Özellikle ayakkabı sektöründe iç piyasa şu ara sıkıntılı, kimse ayağını yorganına göre uzatmamış, insanlar vadeli görünce 1000 alacağına 2000-3000 almış. Kış olmamış, kimse mal satamamış. Bu sene de kış olmazsa çoğu insan sıkıntıya girecek. Ama parası ve imkânı olan yine de iş yapacaktır. Tekstilde de durum aynı. Elde mal var, satış olsun diye bekliyoruz. Bir tek LPG işinde durum net, gidişat olumlu. Ayakkabıda son olarak 2015’in kışlık modellerine başladık. Son fuarlarda da gelecek yazın ürünlerini sattık. İyi mi kötü mü tartışılır tabi, çocuk olmadan ismini koyuyoruz!

SEKTÖR ÇEVRE ÜLKELERDEKİ GERİLİMDEN NASIL ETKİLENİYOR?

Düzgün esnafta, hesabını kitabını bilen esnafta sıkıntı yok. Ama diğerleri kar yağmayınca ‘bot satamadım’ diye şikâyet eder. Güneş biraz kapasın ‘sandalet satamadım’ der. Birçok yeri gezdik, gördük. Herkes bir şekilde satış yaptı. Ama ya kredi borcundan ya fazla mal aldığından ve geçmişten gelen sıkıntılardan dolayı dara düşüyor. Tekstil ve ayakkabı birbirini çok bağlayan sektörler, bu alanda laf bitmez. Mutlaka şikâyet edilecek bir şeyler bulunur!

PALAMUT GROUP’LA ÇALIŞIYORSUNUZ. İŞ İLİŞKİLERİNİZ NASIL?

İşe başladığımızdan beri Palamut Group’la çalışıyoruz. Sağ olsunlar, sık sık buraya geliyorlar, finisajda boyada bir sıkıntı varsa hemen yardımcı olmaya çalışıyorlar. Şu ana kadar hiç sorun yaşamadık. Hem kullandığımız ürünlerden hem de hizmetten çok memnunuz. Bir şeyi bir kez oturttuğum zaman ben ondan pek vazgeçmem zaten! Palamut Group’la da bu şekilde ilerliyoruz.

BÜLTENİMİZİN BU SAYIDAKİ KONUSU FİRMALARDAKİ SİSTEMSİZLİK SORUNU. ÇOĞU TÜRK FİRMASI BU KONUDA SIKINTILAR YAŞIYOR. SİZ DE BU TIP SIKINTILAR YAŞIYOR MUSUNUZ? SİZCE BU DURUM SEKTÖRÜ VE GENEL OLARAK İŞ HAYATINI NASIL ETKİLİYOR?

Bizim ayakkabı sektörü zaten sistemsiz bir sektör! Ancak her firmanın kendi çabalarıyla çözülebilir. Firmanın kendini ve kapasitesini tanıması için de Ar-Ge’ye ve inovasyona bütçe ayırmak, önem vermek gerekiyor. İnsana, işleyişe ve geleceğe yatırım yapmadan sistemli ve başarılı olmak zor.

SEKTÖRE YÖNELİK DEVLET DESTEĞİNİ YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?

Bu konuda çok bilgilendirildik ama şu ana kadar bir destek kullanmadık. Öz kaynağımızdan gidiyoruz

İŞ HAYATINA ATILMAK İSTEYEN GENÇLERE NELER TAVSİYE EDERDİNİZ?

Oğlum şu an burada çalışıyor. Ayakkabı tasarımı bölümünü bitirdi. Ayakkabı işi çok sevdiğimiz bir meslek ama meşakkatli. Dolayısıyla önce bu işi sevmek lazım, yoksa yapılmaz. Bir de tabi gece gündüz çalışmak gerekiyor. Evi unutmak şart! Ben 3,5 senedir eve ancak toplam 4 ay gitmişimdir. Ya buradayız ya yurt dışındayız, fuarlardayız... Bu nedenle işini sevmek şart, yoksa başarılı olmak çok zor. Bizler çekirdekten yetiştik, tecrübemiz çok ama bilgi terim eksikliklerimiz de var. Ben oğlumu hem içerdeki pratik işleyişi öğrenecek hem de bu işin teknik eğitimini alacak şekilde yetiştiriyorum ki hiçbir eksiği olmasın.

İŞ SEBEBİYLE SIK SEYAHAT EDİYOR MUSUNUZ? ÖZELLİKLE SEVDİĞİNİZ, SİZDE İZ BIRAKMIŞ ÜLKE VE ŞEHİRLER VAR MI?

Bizim şu anda en çok sevdiğimiz yer İstanbul. Piyasa orada! Moskova, İtalya, Almanya da çok güzel. Ama İstanbul bambaşka. Boğaz’a bir gittiğinizde bütün dertleri unutuyorsunuz!

MEHMET ALİ ATİKER’DEN ALTIN DEĞERİNDE TESPİTLER...

Sadece ayakkabı sektöründe değil her sektörde, Türkiye’deki vatandaşın cebinden para almak iş değil. Yurt dışındaki parayı Türkiye’ye getirmek asıl mesele. Yoksa ben senden almışım sen benden almışsın, biz büyüyemeyiz. Yabancı firmaların cebindeki parayı almaya talibiz! O nedenle çok çalışıyoruz, kendimizi yeniliyoruz. Modayı ve rengi takip ediyoruz. Fuarlara gidiyoruz. Ama ne iş yaparsak yapalım, kaliteli ürün yapan, markasının arkasında duran, kendini yenileyen firma mutlaka başarılı olur. Az kar, sağlam müşteri, bol ciro, ticaretin kuralı bu. Her insan işini sevecek, yaptığı işi evvela kendi beğenecek, az karla tüm dünyaya satacak! Yalın ayak 15 dakika ayakta duramayız, mutlaka ayakkabı giymeye ihtiyacımız var. Ayakkabı asla bitmeyecek bir ihtiyaç. Bundan 10 sene evvel İstanbul’a gitmeye korkan sanayicilerimiz artık Çin’e, Hindistan’a, Almanya’ya iş yapmaya gidiyor. Herkes sağlam tüccara mal satmaya can atıyor. Bütün hadise kendini yenilemeyi bilmek, teknolojiyi ve modayı takip etmek. Ara eleman, imalat ve pazarlama eğitimini de yaygınlaştırmak şart. Yoksa kalifiye eleman bulmak gittikçe zorlaşıyor. Türkiye’de ticarete destek olmak için mesleki istatistikler yapılması lazım. Niye ayakkabıda vadeler uzun? Talebin çok üstünde arz var. Bu işe sırf istiyorum diye girmek tehlikeli. Belli bir kaliteyi tutturamayacaksam, sermayem yeterli değilse, pazarım yoksa, bu işe girmenin anlamı yok. Yoksa zarar etmek, işçi maaşına çalışmak çok sık gördüğümüz şeyler. Bunun için de hem devletin hem de esnaf odalarının gerekli sektörel fizibiliteleri önceden yapması lazım. Hem Türkiye’ye hem de Konya’ya örnek bir sanayici olmak için benim odam bu firmanın binasının giriş kapısındadır. İkinci katta veya en tepede değildir. Bütün misafirlerimi, çalışanlarımı, iş ortaklarımı kapının girişinde karşılarım, her an herkes odama gelebilir, derdini anlatabilir. En büyük mesajım bu!

keyboard_arrow_up

Copyright © 2018 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif