Koşak Ayakkabı-Sermet Koşak

Markalaşma emek ve para istiyor! Koşak ayakkabı adına konuşan Sermet Koşak ayakkabı sektöründe başarılı olmanın kuralını ar-ge’ye yatırım yapmak ve trendleri takip etmek olarak özetliyor.

Koşak Ayakkabı’yı Tanıtır Mısınız?

Koşak Ayakkabı 1967 yılında rahmetli babam tarafından kurulan bir firma. 47 senedir erkek ayakkabısı üzerine imalat yapıyoruz. Antep’te küçük bir atölyede günde 8 çiftle üretime başladık. Bugün modern tesislerde, 5000 m2 kapalı alan içerisinde, günde 1000 çift civarında üretim yapıyoruz. Genelde büyük markalar için üretim yapıyoruz. Hotiç, İnci, Derimod, Flo… Erkek ayakkabısı üzerine çalışıyoruz. Kadın ve çocuk ayakkabısı üretmiyoruz. 2005 yılından beri İstanbul’da Aykosan’da, İkitelli’de de bir showroom’umuz var.

Türkiye’nin Ticareti Genelde İstanbul’da Yapılıyor. Sizce Antep Ve İstanbul Üretimleri Arasında Fark Var Mı?

 Bundan 10 sene kadar önce İstanbul daha kaliteli ve daha iyiydi. Şu anda İstanbul’la Konya, Gaziantep, İzmir, Ankara arasında fark yok. Yeter ki aynı kalitede malzemeyi kullanın. Bir tek işçilik fark edebilir ki o da her geçen gün daha iyiye gidiyor.

 Kurumsallık Ve Markalaşma Yönünde Attığımız Adımlar Neler?

Bundan 7-8 sene öncesine kadar portföyümüzde 250 tane müşteri vardı. Şu anda ise 10 tane var, hepsi zincir mağazalar. Ufak mağazalar her geçen gün azalıyor, var olmak için zincir mağaza mantığına giriyor, tekelleşiyor. Biz de kapitalizmin bu vahşi gidişatına uymak zorunda kaldık. Ekonomik açıdan, ufak perakende mağazalarının ödeme zorluklarıyla boğuşmak yerine zincir mağazalarla çalışmaya yöneldik. Öte yandan bugün artık markalaşma ve kurumsallaşma olmadan ayakta kalmak çok zor. Yurt içi olsun yurt dışı olsun çalıştığımız tüm firmalar kalite ve kurumsallaşma yönünde ciddi şekilde çaba harcamış, organize olmuş firmalar. Biz de her geçen yıl insana ve makinaya yatırım yaparak markamızı güçlendirmeye çalışıyoruz.

Şu Anda Hangi Pazarlara Hitap Ediyorsunuz? İleriye Dönük Hedefleriniz Neler?

Şu anda üretimimizin %80’i yurt içine %20’si yurt dışına yönelik. Ama hedefimiz %50-%50 şeklinde çalışmak. Türkiye’de iç pazar günden güne daraldığı için dış pazara açılmak şart. Bizim tercihimiz Arap ülkeleri, Mısır, Lübnan, Kuzey Irak, İran… Bunların yanı sıra Ukrayna ve Almanya da var çünkü Avrupa’ya açılmayı önemsiyoruz. Daha önceleri Avrupa’dan çıkan ayakkabıyı gözümüzde çok büyütürdük. Şimdi 100-200 euro’dan satılan modeller görüyoruz, bizde aynı kalitede çok daha ucuza mal edilebilecek ayakkabılar. Bu durum bize cesaret veriyor. Dolayısıyla üretim kalitesi anlamında bir eksiğimiz yok. Ama pazarı, trendleri ve ilişkileri çok kolay yakalayamıyorsunuz. Birilerini göndermeniz lazım ama pazarlama konusunda hem sektörü bilen hem de yabancı dil bilen, donanımlı, yetişmiş eleman pek yok. Şimdi bazı üniversitelerde ayakkabı teknolojisiyle ilgili bölümler açılıyor. Bazen bizim bilgimize başvuruyorlar, biz de elbette paylaşıyoruz. Ama bu iş sadece kitabi bilgiyle olmaz, pratik de çok önemli. Uzun vadede bu tip yatırımlar birçok eksiği kapatacaktır ama ara elemana yönelik meslek okullarının desteklenmesi de sektördeki kaliteyi artırmak ve sürdürmek açısından önem taşıyor. YURT DIŞI FUARLARA KATILIYOR MUSUNUZ? Hiç katılamıyoruz, fırsat olmuyor. Ürün verdiğimiz müşterilerimize ürün yetiştirmek çok zamanımızı alıyor. Ama elbette katılmakta çok fayda var. Dış piyasaya açılmak için fuarlar yakın takip imkânı sağlıyor. Özellikle Moskova ve İtalya fuarları bu açıdan önemli.

Peki Palamut Group’la Kaç Yıldır Çalışıyorsunuz, Nasıl Bir İş İlişkiniz Var?

10 senedir neolit, fiber, taban astarı gibi malzemeler konusunda bilfiil çalışıyoruz. Hiçbir sıkıntımız yok. Hem iş ortaklığımızdan hem de verdiği destekten ve ürünlerden çok memnunuz. Aldığımız ürünlerle ilgili sorun yaşadığımızda verdikleri destek bizim için çok önemli. Palamut Group her geçen gün kendini yenileyen, gelişime açık, ayakkabı sektöründe ihtiyaç duyulan malzemeleri getirmeye çalışan, işini ciddiyetle yapan, kurumsal ve dürüst bir firma. DEVLETİN SEKTÖRE YÖNELİK DESTEĞİ- Nİ YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ? Ayakkabı sektörü daha ziyade emek yoğun bir iş. Bir tekstil sektörü gibi değil mesela. Devlet kobilere de destek sağlıyor. Ama dediğim gibi hem perakende pazar ayağında hem üretim bacağında iş tekelleşmeye doğru gidiyor. Küçük firmalar her geçen gün eleniyor. Devlet de büyük, kurumsallaşmış, altyapısı olan firmalara öncelik tanıyor. Diğer sektörler kadar yoğun olmasa da yine de destek yeterli diyebiliriz.

Sektörün Geleceği Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? Nereye Doğru Gidiyoruz?

Sektörün geleceği, az önce belirttiğim gibi tekelleşmeye doğru gidiyor. Üretim her geçen gün artıyor. Arz fazla talep azınlıkta. Ayakkabı ihtiyaç olmaktan çıktı, moda oldu. Bu alanda modayı yakından takip eden firmalar da işlerini güzel bir şekilde yürütüyor. Gelecekte de modaya, ar-ge’ye daha fazla yatırım yapmak gerekiyor. Ar-ge konusunda dünyanın merkezi İtalya. Ama belli baş- lı birçok firma da üretimini Çin’de yaptırıyor. Müşteri tutmak için Çinliler de ar-ge’ye önem vermeye başlıyor. Ama bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ar-ge ikinci planda kalıyor. Biz taklitçiyiz! Oysa ar-ge başlı başına önem verilmesi, yatırım yapılması gereken bir konu. Biz bu sene ilk kez kendi ar-ge birimimizi kuruyoruz, tamamıyla bu konuya odaklanacak. Markalaşma emek isteyen, uzun bir süreç. Coca-Cola’ya bakalım mesela, değeri 100 milyar dolar. Ama demirbaşa biçilen değer 10 milyarken, markaya biçilen değer 90 milyar dolar. Gucci, Paciotti, Prada… Bunlar bir günde olmuş markalar değil. Bu açından Dünyaca ünlü bir Türk markası çıkarmak bence bu saatten sonra çok zor. Çok fazla yatırım yapmış olmak lazım. Oysa bizde ayakkabı sektörü ekonomik olarak zayıf. Dünyaca ünlü firmalar ar-ge’ye 100-200 bin euro bütçe ayırıyor. Bu rakamlar bizde mümkün değil.

 Antep Sanayiisi Hakkında Bilgi Verir Misiniz?

 Antep sanayisi parlayan bir yıldız. Her geçen gün daha iyiye doğru gidiyor. Şu anda Türkiye’de İstanbul’dan sonra sanayi anlamında ikinci sırada geliyor. Aynı zamanda İstanbul’dan sonra en çok göç alan il. Son dönemde çok Suriyeli geldi mesela. Tabi bunun artısı da eksisi de var. Ekonomik yönden, emek yönünden biraz katkısı olmuştur ama sosyal açıdan sıkıntı yaratıyorlar. Kaçak yaşamak ve çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu tip sosyal sorunların çözümü için devletin onlara bir çalışma izni, bir statü vermesi gerekiyor.

Siz Anteplisiniz. Antep Hakkında Fazla Bilinmeyen Ama Sizin Önemli Bulduğunuz Detaylar Neler?

 Gaziantep dünyanın en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi. Tarımsal alan sınırlı olduğundan insanların ekonomik yönden gelişmesi için sanayi ağır basıyor. Doğal olarak el emeği, esnaflık ve sanayi yatırımı ön planda. İş gücü buralardan geliyor. İnsanlar ticarete yöneliyor. Antep halkı çalışkandır, yatırım yapmayı sever. Kazandığı parayı da yine kendi ülkesinde ve iş için kullanır. Tabi bildiğiniz gibi zengin bir mutfağımız da var. Buraya yolu düşenlerin baklava ve kebap yemeden dönmemesi gerekir. Antep’te zaten kime sorsanız size yardım eder, en yakınınızdaki en iyi mekanları söyler. Ama ben Halil Usta’nın yerini öneririm.

İş Gereği Çok Seyahat Ediyorsunuz. Sevdiğiniz Ülkeler, Şehirler Hangileri?

Bizim seyahatler çoğunlukla yurt içinde oluyor. Yurt dışında ise fuarlar sebebiyle İtalya hem ziyaret hem ticaret yapmak için öncelikli. Almanya, Fransa, İspanya, Suriye de gittiğim ülkeler arasında ama en iyisi İtalya. Bize daha yakın buluyorum onları. Akdeniz iklimi olduğundan havası, suyu, insanı bize benziyor. Milano’ya çok sık gidiyordum ama en son Portofino’ya gittim. Doğasına, koylarına hayran oldum.

İş Dışında Hobiniz Var Mı, Kendiniz İçin Bir Şeyler Yapmaya Fırsatınız Oluyor Mu?

 İş dışında bir hobim yok. İşkolik bir insanım! İşimizin başarısı benim için hep daha önemli.

Yusuf Polat

Ar- GE SORUMLUSU

Yusuf Polat / Ar-Ge Sorumlusu Ayakkabıda Modeller Neye Göre Belirleniyor?

 Çalıştığımız firmaların zaten belli bir tarzı, çizgisi var, elbette öncelikle onlara göre üretim yapıyoruz. Her markaya göre ayrı kalıplar, çizgiler oluşturuyoruz. Ama bir de bizim tecrübeyle geliştirdiğimiz bir çalışma şekli var: Tüketiciyi yaş gruplarına ayırıyoruz. Mesela ‘Şu kalıp, şu taban, şu çizgide 20-25 yaşa arasına uygundur’ diyoruz. Ona göre, renk, deri veya tarz seçiyoruz. Bir sezonda 250-300 farklı model ayakkabı yapıyoruz. Yaklaşık 200 m2’lik showroom’umuzu ziyaret eden bir İtalyan üretici şoke olmuştu! Bütün bu modellerin tek sezonda tek bir firmadan çıktığına inanmakta zorlandı. Bunlar bize gurur veren, doğru yolda olduğumuzu gösteren durumlar…

Ayakkabı Alırken En Çok Neye Dikkat Etmeli? Tüketiciye Bu Konuda Önerileriniz Var Mı?

Öncelikle fiyat önemli. Kullanılan her malzemenin kalitesi fiyatı da belirliyor. Tabi fiyat bir yana, beğenmek, denemek ve rahat etmek de önemli. Kösele ayakkabı pahalı bir ayakkabı çünkü sağlıklı. Doğal bir malzemeden yapılıyor. Bu açıdan bilinen büyük markalardan alışveriş yapmak kesinlikle kaliteli malın da garantisi. Kimse markasına laf gelsin istemez, yoksa marka olamaz. Bu nedenle kaliteyi yüksek tutar.

Ar-Ge’yle İlgili Hedefleriniz Neler, Bu Konu Neden Bu Kadar Önemli?

Ayakkabı sektöründe modanın kalbi İtalya’da atıyor. Gerçi işler artık çok büyüdü ve olay İtalya’yı aştı. Ama bizde hala model furyası var. Herkesin gözü İtalya’dan çıkacak olan yeniliklerde. Biz artık kendi yolumuzu çizelim, kimseyi taklit etmeyelim, kendi tarzımızı ortaya koyalım istedik. Tabi ki günü yakalamak anlamında %50 yine modayı takip etmek zorundayız. Ama biz Antep’te bilinen, söz sahibi bir firmayız, tasarım anlamında orijinal bir şeyler ortaya koymanın vakti geldi diye düşünüyoruz.

Antep’te Söz Sahibi Bir Firma Olmanızın Sebepleri Neler Sizce?

Teknolojiye çok çabuk ayak uyduran bir firmayız. Yatırım yapmayı severiz. Özellikle makineleşme konusunda en son yenilikler muhakkak takip edilir, makinalar çok sık yenilenir. Yoksa zaten bazı kaliteleri yakalayamazsınız. Üretim kapasitemiz çok fazla. Antep’te çok üretim yapmak hem maddi güç hem de hareketli bir pazar gerektiriyor.

Türk Firmaları Markalaşmaya Gereken Önemi Veriyor Mu?

Türk firmaları olarak çoğumuz büyük markaların fasoncusuyuz. Hal böyleyken kendi markalarımızı hayata geçiremiyoruz. Markalaşma da sınırlı kalıyor. Markalaşamamak çok büyük bir eksik ama maalesef çalışma şekli Türkiye’de böyle. Büyük markaların hiçbirinin atölyesi yok, hepsi fason çalışıyor. Fasoncular ise marka olamıyor.

keyboard_arrow_up

Copyright © 2018 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif