İbrahim Alkan - Forelli Ayakkabı

FORELLİ AYAKKABI’NIN GENEL MÜDÜRÜ İBRAHİM ALKAN İLE SEKTÖRÜN SORUNLARINI VE ÇARELERİNİ KONUŞTUK.

FORELLİ AYAKKABININ KURULUŞ HİKAYESİNİ BİR DE SİZDEN DİNLEYELİM...

Forelli markasını 2000 yılında çıkarttık ama bizim kuruluşumuz 1958 yılına dayanıyor. O yıl babam Gedikpaşa’da ustalığa ve imalata başlamış, meslek odasına kayıt olmuş. Firmayı 1996 yılında Yenibosna’ya taşıdık ama orada ayakkabı sektöründen uzak bir yerde kaldığımızı fark ettik. Çok rahat edemedik ve 1997’de Merter Sancaktepe’ye taşındık. 2012’de artık Merter de dar gelmeye başlamıştı. Arayışa girdik ve Arnavutköy Habibler arasında şu anki yerimize geldik. Ben 90 yılında sektöre girdiğimde kalfalık, sayacılık ve kesim hep parça başına sistemi ile çalışıyordu. Yugoslavya pazarı sektörü hareketlendiriyordu, ama sektör olarak, onlara çok kötü ürünler yaparak müşterilerimizi kaçırdık maalesef. Akabinde Arap piyasası açıldı, ama aynı davranışlarla onları da kaçırdık. 92-94 yıllarında Ruslar gelmeye başladı. Yine kötü muamele edildi ve kötü ürün yapıldı ama Rusya çok geniş bir pazar olduğu için bir şekilde tutunduk orada. Sektörün gelişmesi o şekilde başladı. Biz de aynı ivmeyi yakaladık ve 95’te Laleli’ye ürün yapmaya başladık. 2000 yılında ilk makineleşme hareketimiz başladı. Forelli markasını ortaya çıkardık. Artık tamamen atölyeden, yavaş yavaş yarı makine yarı atölye mantığı ile çalışmaya başladık. 2009 yılında yürüyen konreo bantlı üretime geçerken İtalya’dan teknik eleman desteği aldık. Bunun bize çok faydası oldu: Eksiklerimizi giderdik, bilmediklerimizi öğrendik. Bizim 90-95’lerde hala elle yaptığımız işlemleri onlar 30-40 yıldır makine ile yapıyorlardı.

FORELLİ AYAKKABININ ŞU AN Kİ ÜRÜN GAMI NASIL? HANGİ MÜŞTERİLERE HİTAP EDİYORSUNUZ?

İlk anatomik fuspedli ayakkabıları Esem Spor’dan sonra sektörde ilk yapanlardan biriyiz. Pazara bu ürünle direkt Forelli markası ile eşzamanlı olarak girdik. Hem yeni bir marka hem yeni ürünler... Üstelik fiyatlar da ulaşılabilir, herkesin alabileceği makul seviyelerde. Çok iyi bir trend yakaladık ve ürün yelpazemizi sürekli genişlettik. Basit ve daha ‘yaşlı’ modellerin yanında artık anatomik fuspedli rahat ayakkabıyı gençlere yönelik olarak üretiyoruz. İhracat departmanımız ihracatımızı da arttırmak için sürekli çaba sarf ediyor. Tek sıkıntımız tabi Avrupa’nın ve genel olarak dünyanın krizlerle boğuşması. Hedefimiz %50 ihracat %50 iç pazar.

İHRACAT YAPTIĞINIZ PAZARLAR HANGİLERİ?

Başlıca pazarımız İngiltere, İran, Rusya ve Libya. 8 sene Hollanda’ya çalıştık. Hollandalı firma maalesef battı ve biraz cesaretimiz kırıldı, çünkü batarken bize de zarar verdi. Avrupalı firmaların ürün alırken yaptıkları çok büyük kurnazlıklar var. Her durumu kendi lehlerine çevirmekte bir hayli ustalar. Bizim bu konuda sektör olarak eğitime ihtiyacımız var!

Peki İhracatın Şu Anki Durumu Ve Geleceği İle İlgili Yorumlarınız Neler?

Son dönemde Antep ve Antakya bölgesi iç pazar ile hiç uğraşmadan bütün üretimlerini neredeyse Kuzey Irak’a yapıyorlardı. Bunları görerek insanlar cesaretleniyor Malatya’ya yatırım yapıyorlardı. Ama maalesef Kuzey Irak ve Suriye’deki olaylar ihracatı çok yavaşlattı. Kuzey Irak belki 2-3 aydır ürün almaya başladı. Sektör, alternatif olarak Rusya’ya yöneliyordu ama Rusya’daki kriz ve devalüasyonla birlikte o pazar da durgunlaştı. Laleli’de birçok firma iç pazarda üreticilere verdikleri siparişleri iptal etti. Avrupa’ya ihracat yapan çok fazla ayakkabı üreticimiz yok zaten. Ama aslında biz kendi pazarlamamızı üstlenmek üzere kendi ihracat birimlerimizi kuvvetlendirirsek dünyada çok güzel işler yapabiliriz. Hatta iç pazarda çok yoğun mağazalaşmak yerine birkaç mağazayla kalıp tecrübe kazanabilir, ama bunun yanında Avrupa’da mağaza açmayı deneyebiliriz. Devletimizin ve Ekonomi Bakanlığı’nın zaten bu konuda çok büyük teşvikleri var. Kira desteği var, tanıtım destekleri var. Ama bürokratik engellerin önünü açmak lazım. Ekonomi Bakanlığı’nın geri dönüşleri çok uzun sürüyor. %10-%15 gibi paylar verilen aracıları ortadan kaldırmamız lazım. İnternet üzerinden işlemlerin yapılıp çok basit bir şekilde geri dönüşün banka hesabına yapılması lazım.

SİZ FUARLARA KATILIYOR VE DEVLET DESTEĞİ KULLANIYOR MUSUNUZ PEKİ?

2013’te Moskova’da Rusya fuarına katıldık ilk defa. Rusya fuarında destek kullandık, ama biz de hala alamadık! İkinci fuara distribütörümüz girdi kendi imkânlarıyla devlet teşviki kullanmadık. Kosgeb’le yaptığımız bir projemiz oldu, onların sistemi çok güzel işliyor ama tabi imkanları sınırlı. Ekonomi Bakanlığı’nın imkanları geniş, bütçesi geniş ama bürokrasi de geri dönüşü de çok uzun. Fuarlarda en iyi organizasyon Almanlarda. Onlarda bu işi üstlenen bir devlet kurumu var. Alman malına olan güveni çok iyi bildikleri için onu vurgulamışlar. Her standın üzerinde berisinde Alman bayrağı var. Bizim de artık yeni logomuzla yeni rengimizle bunu daha iyi yapmamız lazım. Stantlarımızı ve tanıtım faaliyetlerimizi güçlendirmemiz lazım.

LİDERLİK KAVRAMI SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR? NASIL TANIMLARSINIZ LİDERLİĞİ?

Liderlik, ortak hedeflere ulaşmak için bir kişinin diğer kişileri yönlendirme ve davranışlarını olumlu yönde etkileme yeteneğidir. Bunun için liderlik yapacak kişinin çevresindeki kişileri hitabet gücü, sahip olduğu bilgi ve vizyon ile etkileyip sürükleyen bir yapıya sahip olması gerekir.

TÜRKİYE’DE VEYA DÜNYA’DA KENDİ ALANINDA LİDER DİYEBİLECEĞİNİZ BİR KİŞİ VAR MI?

Ali Sabancı ve Recep Tayyib Erdoğan İŞ DIŞINDA HOBILERINIZ VAR MI? Bence bu soruyu bu sektörde kaldırmak lazım! Hobimiz olamıyor maalesef, vakit yok!

LİDER OLUNMAZ DOĞULUR SÖZÜNÜ NASIL YORUMLARSINIZ?

Liderlik için gereken bazı özelliklere (kendine güven, hitabet gücü, girişimcilik vs.) doğuştan sahip olan liderler mevcuttur fakat bu özelliklerin sonradan da kazanılamayacağını anlamına gelmediğini düşünüyorum. Ortam ve koşullara göre insanlar o görev için gereken liderlik becerilerini, çabalayarak kazanabilirler.

İŞ NEDENİYLE FUARLARA VE FARKLI ÜLKELERE SEYAHAT EDİYORSUNUZ. YURT DIŞINDA VEYA TÜRKİYE’DE SİZİ ÖZELLİKLE ETKİLEYEN BİR ŞEHİR VAR MI?

Türkiye’nin her yeri güzel, Türkiye’nin her yerini gezmek istiyorum ama her yeri bitiremedim. Ben Rizeliyim, eğer Karadeniz’i görmeyen varsa mutlaka görmeli. Artvin veya Gürcistan sınırından başlayıp Samsun’a kadar 15 gün ayırıp gezmelerini tavsiye ederim. Ama uçakla değil araba ile!

SEKTÖRDEKİ EN ÖNEMLİ SORUNLAR NELER SİZCE?

Bir firmanın ayakkabısı tutsun, piyasada iyi satılmaya başlasın, hemen diğer firmalar da onu kopyalıyor. ‘Ben de başka bir ürün geliştireyim’’ mantığı yok. Bu sefer ne kopyalayanlar para kazanabiliyor ne o ilk yapan. Ürün geliştirebilsek, farklı ürünler yapsak her şey çok farklı olacak. Düşünmeyi pek sevmiyoruz. Üretimdeki verimliliği de yükseltmemiz lazım, makinalaşmak şart. Avrupa’da artık üretim çok maliyetli. Türkiye bunu belki 20-30 sene daha lehine çevirebilir. Dünyanın ayakkabı ve deri ayakkabı üssü olabiliriz. Suni deri ayakkabıda pek iddialı değiliz. Üreticiler ancak iç pazarda yer bulabiliyor, ihracat yapamıyor. Ama kaliteli deri ayakkabıda kendimizi geliştirirsek, kilo başı fiyatı yükseltebilir 30 ila 50$ civarında ihracat yapabiliriz. Şu an hükümet programı da aynı yönde, katma değerli ürün istiyorlar. Bunun olmaması için sebep yok ama ufkumuzu biraz daha genişletmemiz lazım.

PALAMUT GROUP’LA İŞ İLİŞKİLERİNİZ NASIL?

Sektörde kurumsallaşmaya çalışan firmaları çok gördüm ama Palamut Group bunu gerçekten sözde değil özde yapıyor. Yapıyı çok sağlam kurmuşlar. Satış, satış sonrası destek ve muhasebe departmanında çok iyi çalışıyorlar. Hiç sorun yaşamadan çalışıyoruz. Bunda Palamut Group’un getirdiği ürünleri dünyadaki en iyi firmalardan seçmesinin de etkisi vardır mutlaka. Sadece distribütörlük almak için ürün getirmek yanlış. Önce ürünün piyasadaki ve dünyadaki yerine, kalitesine bakmak lazım. Recep Bey bunları iyi yapıyor ve iyi analiz ediyor bence. Doğru atış yaptığı için de piyasadaki etkisi bence doğru oluyor.

IŞ HAYATINA ATILMAK ISTEYEN GENÇLERE TAVSIYELERINIZ VAR MI?

Benim yeni arkadaşlara tavsiyem ayakkabıcılık okulunda okumaları. Türkiye’nin neresinde olursa olsun ayakkabıcılık liselerinde, meslek liselerinde okusunlar ve okurken mutlaka stajlarını yapsınlar. Daha sonra üniversite eğitimini gece 2. öğretim olarak alıp gündüz mutlaka ciddi bir ayakkabı firmasında çalışsınlar. Çünkü üniversitenin vereceği teorik eğitimin yanında pratik eğitim eksikliği var şu anda. Bu sebeple lisedeyken staj dönemi daha fazla ciddiye alınmalı. Okuldaki dersler de ona göre seçilmeli. Eğitimli ama aynı zamanda donanımlı gençlere ihtiyacımız var sektörde. Bu gençler çalıştıkları firmalarda başarı sağlarlarsa, açık pozisyon çok olduğu için şu anda iyi maaş alacaklar ve gelecekleri de daha rahat olacaktır. Kendi firmalarını da kurabilirler tabi. Ama yeni firma kurarken çok dikkatli olmak, önce tecrübeli birisinin yanında deneyim kazanmak lazım. 80’li-90’lı yıllarda geri kalmış bir Türkiye’de iş yapmak, bir işletme kurmak daha kolaydı. Ama artık belli bir seviyeye gelmiş Türkiye’de işletme kurmak çok daha zor. Hepsi ciddi maliyetler oluşturan iş güvenliği ve sağlık kuralları var. Ama ufak atölyelerin birleşip ortaklık bazında iş yapmaları mümkün gözüküyor. 5 tane ortak bir araya gelir ve aynı sektörden yeni bir firma kurarlarsa ciddi devlet teşvikleri almak mümkün.

EKLEMEK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR MI?

Sektörümüze bu bülteni kazandırdığı için Palamut Group’a teşekkür ederiz. Başka firmaların da bunu örnek almasını temenni ediyoruz. Palamut Group su bazlı yapıştırıcının tüketici ve çalışan sağlığı için ne kadar önemli olduğunu farklı mecralarda da duyurarak bir kamuoyu bilinçlendirmesi sağlayabilir.

keyboard_arrow_up

Copyright © 2018 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif