Giorgio Bartoli– Bartoli SPA

En İyilerin Yanında Her Yerde Var olmak En İyi Reklam Şekli!

BİZE KISACA ŞİRKETİNİZDEN, ÜRÜNLERİNİZDEN VE HİZMETLERİNİZDEN BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

Bartoli SPA büyükbabamın büyükbabası tarafından 1894 yılında Lucca şehrine yakın bir tepede, bir kâğıt fabrikası sokağında kurulmuştur. Aslında Bartoli bir kâğıt fabrikası tesisidir, burada sanayi için çelikli taban astarı ve fiber taban astarı üretmekteyiz. Asıl ürünümüz, ayakkabı sanayi için taban astarı fakat aynı zamanda kırtasiyeler için mukavva, bavul ve birçok farklı ürün için de destek üretmekteyiz. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1946 yılında, büyükbabam Lucca’ya gelmeye karar vermiş. Böylece yeni tesisi başlatmışlar, çünkü konum olarak tepede olmanın lojistik açıdan iyi olmadığının farkındaydı. 4 erkek çocuğu vardı ve ben de biriydim. O zamanlarda, sadece bir takım paketleme kağıtları üretiyorduk. Sonrasında 60lı yıllarda aynı zamanda mukavva üretimine başladık ve karton ile ayak levhası üretimi de 70li yıllarda başladı. Babam ve ben şirketi tamamen elimize alıp yönetmeye karar verdik, çünkü bahsi geçen zamanda şirketin başka hissedarları da vardı. Fakat 1999 yılında, hisseleri satın alarak yolumuza devam ettik. Maalesef, babamı 2005 yılında kaybettim dolayısıyla şirketin yöneticiliğini şu anda tek başıma yürütüyorum.

ŞIRKETİNİZİN GELECEĞİNİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ? MEVCUT OLARAK ÜRETTİKLERİNİZ DIŞINDA YENİ TEKNİK DENEMELERİNİZ OLUYOR MU?

Hizmetler açısından, faaliyetlerimizi ve şirketimizi iyileştirmek istiyoruz. Tabii ki ürün odaklıyız ve dolayısıyla her seferinde, her yerde ürünlere çok fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Aslında, son 8-10 yıl içerisinde, sadece lüks segment için dört yeni ürün geliştirdik ve bunlara yatırım yaptık ve bu ürünleri de Türkiye’de satmaktayız. Fakat, aynı zamanda niş pazarda da yer almak ve zirveye çıkmak istiyoruz. Günde yaklaşık 70 ton üretim yapıyoruz, dolayısıyla her gün ayakkabı satmamız gerekiyor fakat aynı zamanda önemli oyuncular ile birlikte her yerde olmamız da gerekiyor. Bu en iyi reklam şekli! Ucuz malzemeler, ucuz ürünlere yatırım yapmadık, çünkü bunun için pazarın dışında kalıyoruz. Dolayısıyla, doğal olarak ürüne konsantre olduk. Fakat, bu sırada lojistik ve nakliyat gibi servisler ile satış sonrası takiplerin daha da önemli hale geldiğini fark ettik. Buna çok önem veriyoruz. Birçok defa İtalya’da Prada, Ferragamo, Dolce & Gabbana gibi önemli markalardan ve birçok diğer marka tarafından ziyaretler gerçekleştirildi. Gücümüz Toskana’da kültürün tam ortasında yer almak. Her zaman ürünlerimizi ve makinelerimizi görmeye geldiklerini söylerler. Aslında bence sadece denetlemeye, şirketi görmeye, çalışanları, faaliyetleri, her şeyi görmeye geliyorlar. Dolayısıyla bu iyi bir deneyim oluyor. Diğer yandan, lojistik faaliyetlerimizi geliştirmek istiyoruz, çünkü ilk olarak şu anda Lucca’daki depo tesisimizi genişletmekteyiz. Aynı zamanda Çin’de bir antrepo açıyoruz, bu antrepo Meksika’dan sonra ikinci olacak. Üçüncü de çok yakında Hindistan’da açılarak müşterilere hızlı hizmet vermemizi sağlayacak. Bartoli ile iş yaptıkları zaman, insanların bizim güvenilir bir şirket olduğumuzu hissetmeleri gerek. Bu bizim onlara aktarmak istediğimiz duygu.

AYAKKABI MODASINI, TRENDLERINI YÖNLENDIREN BIR ÜLKEDE ÜRETIM YAPMAK SIZI KALITEYI VE BEKLENTILERI GELIŞTIRMEK AÇISINDAN NE YÖNLERDE ETKILIYOR?

Bize çok yardımcı oluyor! Her şey bir yana, Toskana yakınında, Lucca’dayız. Ayakkabıcılık ve deri ürünler konusunda oldukça gelişmiş bir kültüre sahip Floransa’ya, Arizzo gibi yerlere yakınız. Çok gururluyuz çünkü buralardaki firmalardan derhal geri bildirim alıyoruz, çünkü müşterilerimiz ürün ile günlük bazda temas halindeler. Bu inanılmaz! Taban astarları ayakkabı için üretiliyor. Ve müşterilerimiz de bu ayakkabıları üreten fabrikalar. Ve sonrasında bu ayakkabı astarlarını ayakkabı firmalarına satıyorlar. Dolayısıyla arada bir yerdeler. Bu yüzden Ferragamo, Dolce&Gabbana ve Jimmy Choo ve Toskana’da üretim yapan diğer firmalar ile günlük olarak temas halindeler. Yeni trendler hakkında onlardan günlük olarak geri bildirim alıyorum. Dolayısıyla bu bize kesinlikle çok yardımcı oluyor. Bugünden bir sene içerisinde ne olacağını biliyoruz. Bu çok iyi!

TÜRKİYE’DEKİ ÜRETİMİ VE R&D KALİTESİNİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

Fabrikada ilk olarak çalışmaya 90lı yılların başında başladım. O zamana kadar Türkiye’yi düşünmüyordum, çünkü çok uzak görünüyordu. 1995 yılında burada çalışmaya başladık ve doğrudan ve kişisel olarak takip ettiğim ilk pazar oldu. Bu yüzden o zamanları çok iyi hatırlıyoruz, sadece ikinci kalite malzeme ve küçük hacimlerde satış yapıyorduk. Çok kısa bir süre içerisinde birinci kalite malzemeleri büyük hacimlerde üretmeye başladık. Ve sonrasında kolayca sadece birinci kalite malzeme üretmeye başladık ve her yıl hacim gittikçe büyüdü. Büyük ihtimalle resmin tamamı tamamen değişmeye 10 yıl önce başladı. Ayakkabı tabanının yapımından bunu görebiliyorduk, çünkü bu ayakkabının nihai kalitesini de belirler. İtalya’dan sonra Akdeniz çevresinde ilk olarak malzeme kalitesini geliştiren ülke Türkiye oldu. Şimdi ise pazarda yeni ve iyi bir şey varsa onu burada bulabilirsiniz. Dolayısıyla kalite gerçekten iyi. Bazen Palamut Group ile birlikte buradaki diğer üreticilerin bazılarını ziyaret etme şansım oluyor ve yeni, genç ve zeki insanlarla tanışıyorum. Gerçekten teknoloji düzeyleri ve ayakkabı astarlarına dair teknik bilgileri oldukça yüksek.

BARTOLI OLARAK SİZİ DİĞER TABAN ASTARI ÜRETİCİLERİNDEN FARKLI KILAN ÖZELLİKLERİNİZ NELERDİR?

İyi bir soru! Standart olarak verilen makine kalitesi cevabından farklı bir cevap verebilir miyim? Ailemizin her üyesinin bu işe yönelik olan tutkusu... Son 10 yıl içerisinde, ayakkabı pazarı gerçekten çok değişti. Aynı insanlarla konuşuyorum fakat artık farklı şeyler istiyorlar. Onların koşullarını karşılamamız ve pazarı takip etmemiz gerekiyor. Rekabet gittikçe artıyor. Müşterilerimiz gelişmeleri takip ediyor ve isteklerini bu yönde artırıyorlar. Dolayısıyla bizim de onlara ayak uydurmamız gerekiyor ve bu ancak tutku ile mümkün olabilir...

PALAMUT GROUP MARKASI İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ?

14 yıldır Palamut Group ile çalışmaktayız. Onların İtalya’daki ilk tedarikçileri idik. Ben şirketin gelişimini kişisel olarak gördüm. Recep Bey Türkiye’deki gelişmelerin farkındaydı ve dolayısıyla bu büyük değişikliklere ayak uydurmayı başardı. Sadece kaliteyi geliştirmekle kalmadı aynı zamanda zeki insanlardan oluşan iyi bir ekip de kurdu. Gerçekten bir ekip gibi çalışıyorlar. Birbirlerini destekliyorlar ve iyi sonuçlar elde ediyorlar. Piyasadaki tüm detayları takip ediyorlar. Başka bir rekabet avantajı ise her yere seyahat etmeleri. 80 ülkeden fazla ülke ile çalışıyoruz fakat kendi başına veya ekibiyle bu kadar seyahat eden başka bir dağıtımcımız yok! Ve seyahat ettiğiniz zaman, kesinlikle gelişiyorsunuz. Neler olup bittiğinin farkına varıyorsunuz, yeni ürünler görüyorsunuz ve insanlar ile iyi bağlantılar kuruyorsunuz. Onların seyahatlerinin sonuçlarını da görüyorum ve ben de daha fazla seyahat etmeye çalışıyorum!

MODA AKIMLARI SİZİN FAALİYETLERİNİ VE GENEL OLARAK AYAKKABI ENDÜSTRİSİNİ NASIL ETKİLİYOR?

Çok fazla. Bu yüzden stratejik olarak İtalya’da bulunduğum yerde, Toskana civarında olmayı tercih ediyorum, çünkü burada büyük markalar ile iletişim halindeyiz. Tabii ki moda malzemeyi etkilemiyor. Fakat biz tuğla benzeri bir ürün üretiyoruz. Kişiselleştirmiyoruz, biz sadece çerçeveyi sağlıyoruz. Dolayısıyla moda sadece ayakkabıların astar üreticilerini, stilistleri ve yüksek topuk modelistlerini etkiliyor. Eskiden sadece yüksekti fakat şimdi aynı zamanda ince olması gerekiyor. Dolayısıyla astarlarda daha fazla sertlik gerekiyor. Sadece bu durumda malzememiz ile akımları izlememiz gerekmiyor, çünkü bizim malzememiz deri ya da dış astar gibi değil. Ve bu da çok büyük bir avantaj. Biz depomuza koyuyoruz ve siparişleri ‘Palamut Group için bir konteyner veya başka bir müşteri için bir konteyner üretmemiz gerekiyor’ şeklinde sipariş alıyoruz. Bizim tek bir müşteri depomuz var o yüzden akımlar bizi ilgilendirmiyor. Bu kesinlikle bizim stratejik avantajlarımızdan biri. Büyük bir tesisimiz var, 15 bin metre kareden fazla kapalı alan içeriyor ve burada makinelerimiz ile depomuz yer alıyor. Şimdi ise depomuzu büyütüyoruz. Yeni bir 2000 metrekarelik depo inşa ediyoruz böylece daha hızlı hizmet verebileceğiz.

İŞİNİZ DOLAYISIYLA ÇOK FAZLA SEYAHAT EDİYORSUNUZ. EN SEVDİĞİNİZ ÜLKE VE ŞEHİRLER HANGİLERİ?

İstanbul! Hatta burada, Bomonti’de bir ev bile aldık. Haziran ayından beri, İstanbul Pisa arasında direkt uçuşlar başladı. Dolayısıyla sadece yaz için olmadığını ve kış aylarında da devam etmesini umuyorum, çünkü benim için hem çok kolay oluyor hem de ekonomi açısından çok iyi oluyor. Türk insanlarını çok seviyorum ve siyasetçileri de takdir ediyorum çünkü ülkeyi tamamen değiştirmeyi başardılar. Buraya her geldiğimde, yeni bir şey görüyorum ve en son geliştirilen kentsel projeler hakkında bilgi alıyorum. Diğer yandan, Lucca’daki Ticaret Odası’nın başkanıyım ve bu yeni İstanbul-Pisa rotası sayesinde, kendi şehrimizi Lucca’yı da İstanbul’da tanıtmak istiyorum. Türkler seyahat etmeyi seviyorlar ve Pisa bu açıdan iyi bir seçim olabilir.

HOBİLERİNİZ NELERDİR?

En sevdiğim hobim çocuklarım! Fakat gerçek hobilerden bahsedersek, kayak yapmayı ve avlanmayı seviyorum.

GENÇ İŞ ADAMLARINA NELER TAVSİYE EDERSİNİZ?

Gençken mümkün olduğu kadar dil öğrenmeleri. Biraz daha yaş ilerlediğinde ise çok seyahat etmeleri. Benim için seyahat etmek yereldeki insanları tanımak anlamına geliyor sadece müzeleri görmek değil. Yerele daha fazla inmek gerekiyor. Geçtiğimiz ay Ramazan’dı ve ben de yemek yememe kuralına akşama kadar uydum. Geçen sefer yine Ramazan ayında burada olduğumda yaptığım gibi. Eğer Çin’e gidersem, sadece Çin yemeği yiyorum. İtalyan restoranlarına gitmiyorum. Sadece Çin’deki kişilerle kalmak, konuşmak ve sohbet etmek istiyorum. İstanbul dışında Çin ve Hindistan’ı çok seviyorum. Favori ülkelerim aynı zamanda bunlar

keyboard_arrow_up

Copyright © 2018 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif