Deridesen - Yasemin Sertkaya

LİDERLİK, SÜREKLİ ÇABA VE EMEK GEREKTİRİYOR.

KURULUŞ HİKAYENİZİ BİR DE SİZDEN DİNLEYELİM...

Şirketimiz 1969 yılında babam Yaşar Sertkaya tarafından kurulmuş. Babam 20 yıl ayakkabıcılık sektöründe ilerledikten sonra tekstile atılmaya karar vermiş. Çünkü ayakkabı işinde iyi ürün almak için sanatkâr insanlarla çalışması gerekiyormuş. ‘Başka bir şey yapayım ve herkese de yaptırabileyim’ düşüncesiyle makineyle yapabileceği bir işin arayışına girmiş ve tekstile atılmış. 20 yıllık deri tecrübesini etikete taşımış. Biz de 20 yıldır DeriDesen Etiket olarak işe devam ediyoruz.

HİTAP ETTİĞİNİZ MÜŞTERİ KİTLESİ HANGİSİ?

 Firmamızın adı DeriDesen olduğundan herkes sadece deriye hitap ettiğimizi sanıyor ama öyle değil. Babam baskıcılıkta çok deneyimli olduğu için t-shirt baskısı, sallantı kartı, iç etiket, yıkama talimatı, transfer etiket gibi çok çeşitli ürünlerin hepsini yapabiliyoruz.

SADECE TÜRKİYE İÇİN Mİ ÜRETİM YAPIYORSUNUZ, YOKSA YURT DIŞIYLA DA ÇALIŞIYOR MUSUNUZ?

Üst giyim grubunda işimiz sadece baskı olduğu için mesela t-shirtlerin ön yüzlerini buraya almamız gerekiyor. Bu da elbette üretici firma için ekstra bir maliyet ve zaman yükü. Dolayısıyla biz bu alanda yurt içine hizmet veriyoruz. Ama örneğin Armani için yapıyoruz, üretici sonra yurt dışına ihraç ediyor bu malları. Özetle yurt dışına dolaylı olarak gönderebiliyoruz ama direk deri etiketlerinde şöyle bir durum var: Belli başlı dünya markaları var. Onların Head Office’lerinde işiniz/firmanız onaylandıktan sonra onların üreticilerine çeşitli ülkelere de ürün/hizmet ihraç etmeniz gerekiyor. Mesela H&M’in Bangladeş’te veya Çin’de üretimi var, sizin de ürünü oralara göndermeniz gerekiyor. Bu şekilde %40 ihracat oranımız var.

FUARLARA KATILIYOR MUSUNUZ?

WGSN (Worth Global Style Network)’e üyeyiz. Bu doğrultuda kendi bünyemizdeki tasarımcılarımızla Şirket olarak yılda 2 kere koleksiyon hazırlıyoruz. Sonra bunları yılda 2 kere Münih Fabric Start fuarında ve Premier Vizyon fuarlarında sunuyoruz. Bunlar ikişer ikişer oluyor ve toplam 4 fuar ediyor. Daha çok denim sektörüne hitap eden fuarlar. Hatta Mü- nih Fabric fuarının sadece denim bölümünde bulunuyoruz.

SEKTÖRÜN GENEL OLARAK GİDİŞATINI NASIL GÖRÜYORSUNUZ, YURT İÇİNDEKİ TABLO NASIL?

Yurt içindeki tablo şu anda pek iç açıcı değil. Biz kendi adımıza Çin ile rekabet ediyoruz. Müşteriler, az önce dediğimiz gibi, ürünler kaliteli, hızlı, ucuz olsun istiyorlar. Birçok firmanın burada rekabet edecek gücü kalmıyor. Rekabet ortamı küçük firmalara yaşam alanı bırakmıyor.

PEKI SEKTÖREL ANLAMDA DÜNYADAKİ DURUM NEDİR?

Pek iyi değil. Mesela Rusya’daki son gelişmeler bizi de dolaylı olarak etkiliyor. Gerçi biz direkt ihracatı Rusya’ya yapmıyoruz ama deri piyasasının çoğu açık alımlar yapıyor. Türkiye’de krediyle çalışabilmek için bir sürü taviz veriyoruz. Yurt dışına çalışırken de mecburen açık çalışmak zorunda kaldığımız noktalarla karşılaşıyoruz. Para garantisini alamıyorsunuz ve özellikle küçük bir firmaysanız orada yaşanan bir kriz sizi direkt olarak etkiliyor. Şu anda Laleli piyasasının yok olmasının sebebi de bu. Bizim tek şansımız Avrupa ülkelerine daha çok ihraç ediyor olmamız ve orada pazarın daha tutarlı ilerliyor olması... Bir de büyük volümlerle değil daha küçük adetli üretim yaptığımız için riskimiz de daha az. Ama sanırım 2015 daha zorlu geçecek, herkes aynı şeyi söylüyor.

ŞİRKET OLARAK BU ZORLU DÖNEME YÖNELİK HERHANGİ BİR STRATEJİK PLANINIZ VAR MI?

Zaten fiyatları artıramıyoruz, tersine nerdeyse her yıl geri çekiyoruz. Müşteriye her gittiğimizde ya vadeyi uzatıyorlar ya da fiyatları düşürüyorlar. Bizim yapabildiğimiz tek şey kendi içimizde malı alırken nereden kazanabiliriz, hammaddeyi nasıl daha ucuza alabiliriz, firelerimizi nasıl küçültürüz, nasıl daha performanslı çalışabiliriz, bunlara kafa yormak. Kendi içimizde iyileştirme yaparak bir şekilde kâr etmeye çalışıyoruz.

BÜLTENİMİZİN KONUSU LİDERLİK. SİZİN İÇİN LİDERLİK KAVRAMI NE İFADE EDİYOR?

Aile şirketi olmamızın de etkisiyle benim için en büyük lider hem evde hem işte babam. Onun fikirleri, değerleri ve görüşleri çok önemlidir benim için. O zamanında olaylara öyle bir bakış açısı ile bakmış ki, çok eğitimli olmadan da doğuştan gelen vizyonuyla ayakkabıcılıktan deri sektörüne ve etiket sektörüne geçecek cesareti ve gücü bulmuş. Bulunduğu sektörün gidişatını beğenmeyip daha verimli bir sektöre geçme hedefinde bulunmuş. Bu sıçrama ve değişim bence onun ileri görüşlülüğünü kanıtlıyor. Şirketimizde de attığımız her adım, yaptığımız her şey o bakış açısıyla ilerliyor. Biz üç kızız. Evet geldik, burada çalışıyoruz ama hala onun öncülüğünde çalışıyoruz.

GELECEKTE SİZ DE YÖNETİCİ POZİSYONUNDA OLACAKSINIZ, LİDER OLMAK KOLAY MI SİZE GÖRE?

 Liderlik çok zor! Dışardan bakıldığı zaman şirket sahibini lider olarak kabullenmek daha kolay diye düşünülüyor. Ama aslında öyle değil. Birçok yöneticimiz 10-15 yıldır burada çalışan kişiler, bizim küçüklüğümüzü biliyorlar! Artık büyüdüğümüzü ve işle ilgili sorumluluk alacağımızı kabullenmek başta onlar için de çok zor oldu. Ama sonuçta biz de dışarıda boş durmadık, çalıştık, buraya gelebilmek için kendimizi yetiştirdik. Bir süre sonra alıştılar ve kabullendiler. Yine de iş hayatında, iş sizin olsa da olmasa da hep bir şekilde kendinizi ispatlamaya devam etmek zorundasınız.

SİZCE İYİ BİR LİDERİN EN TEMEL 3 ÖZELLİĞİ NE OLMALI?

Birincisi ileri görüşlü olmak ve çok aşırı riskler almadan emin adımlarla ilerlemek. İkincisi sabır. Çünkü bir fikri enine boyuna düşünmeden, kendinize zaman vermeden hareket etmemek lazım. Son olarak da iyi bir dinleyici olmak, insanlara kulak vermek. Birçok hatayı henüz biri bir cümle ederken biz ikinci cümlemizi düşünerek yapıyoruz. Karşımızdaki insanı dinlemenin önemi burada ortaya çıkıyor.

TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA KENDİ ALANINDA LİDER DİYEBİLECEĞİNİZ KİŞİLER KİMLER?

İlk aklıma gelen lider elbette Atatürk’tür. Bir de bayan olduğum için bayan liderler ilgimi çekiyor, onlara imrenerek bakıyorum. O yüzden ben Güler Sabancı’yı çok beğenirim. PEKI ‘LIDER OLUNMAZ DOĞULUR’ SÖZÜ DOĞRU MU SIZCE? Elbette içten gelen bir liderlik dürtünüzün olması önemlidir. Yani lider doğulur denilebilir. Ama günümüzde o kadar çok üniversite, eğitim, kurs ve farklı bakış açıları var ki liderlik yeteneğinin de her yetenek gibi desteklenebileceğini düşünüyorum. İçinizde o müteşebbis ruhu olduğu sürece, hırslı olduğunuz sürece bence başarılamayacak bir şey yok.

UZUN ZAMANDIR PALAMUT GROUP İLE ÇALIŞIYORSUNUZ. İŞ İLİŞKİLERİNİZ NASIL?

Palamut Group ile en az 10 yıldır çalışıyoruz. Aramız gayet iyi. Artık onları partner gibi görüyoruz çünkü birbirini anlayabilen insanlarla çalışmak daha mutluluk veriyor insana. Bir de en çok sıkıntı yaşadığımız şu testler konusunda bir sorunumuz olduğu zaman karşılıklı anlaşabiliyoruz. Biz suni derileri alıyoruz, sonra tek tek her topu test ediyoruz. Testler negatif ise karşı tarafa faturaları iade ediyoruz. Palamut Group genel olarak bize full garanti vermiyor, çünkü bunun riskini almak tedarikçi için de çok zor. Ama biz kendi testlerimizi yapıyoruz ve şimdiye kadar bir sıkıntı yaşamadık. İlişkilerimiz gayet iyi.

SİZ DE GENÇSİNİZ, İŞ HAYATINA ATILMAK İSTEYEN DİĞER GENÇLERE NE TAVSİYE EDERSİNİZ?

Babam her zaman önce başka yerlerde bir çalışıp sonra şirkete gelirsek daha iyi olacağını düşünüyordu. Ben de önce dışarıda, hatta bambaşka firmalarda çalıştım. İş hayatı hangi sektör olursa olsun sizi terbiye ediyor bir şekilde. Sonra dönüp kendi işinizde çalışmak daha etkili. Bu açıdan bu işlere kendi başlarına atılmadan önce gidip bir yerde deneyim kazanmalarını tavsiye edebilirim. Dışarıda insanlar sizi burada olduğu gibi kucaklarını açarak beklemiyorlar. Orada kendinizi ispatlamanız gerekiyor. İnsan ilişkileri anlamında da çok şey öğreniyorsunuz. Kapıdaki güvenliğimizden, yöneticilerimize kadar ben herkese aynı ilgiyi göstermeyi doğru buluyorum. İnsanların hepsinin kırılacak bir gururu, incinecek bir kalbi var. O yüzden iş hayatına girecek olan herkesin herkese eşit davranması gerekiyor bence.

İŞ NEDENİYLE SIK SEYAHAT EDİYORSUNUZ. ÖZELLİKLE SEVDİĞİNİZ, SİZDE İZ BIRAKAN ŞEHİR VEYA ÜLKELER VAR MI?

Bütün Avrupa ülkeleri benim için aynı. Evet daha temiz, daha yeşil oluyor. İnsanlar birbirine daha saygılı. Bunlara özeniyoruz. Ama sonuç itibariyle ben Türkiye’yi ve İstanbul’u daha çok seviyorum. Aklımda kalan, ben burada da yaşarım dediğim bir şehir yok henüz. Yurt dışında insanlar bizim kadar pratik değiller, bir yavaşlık var. Sen böyle hızlıca bir şeye çözüm bulunca şaşırıyorlar. Bir değişikler yani!

keyboard_arrow_up

Copyright © 2018 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif