Cengiz Kastan- Aydın Üniversitesi

Kısaca Kendinizden Bahseder Misiniz?

1964 Trabzon doğumluyum. Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirdim, İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisansımı yaptım. Tez konum küçük ve orta ölçekte ayakkabı üreten işletmelerin yönetimiydi. Şu anda İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Ana Bilim Dalı’nda doktora yapıyorum. Ayakkabıcılık bizde baba mesleği olduğu için, ilkokul döneminden beri sektördeyim. Tasarım, stampa yapımı, kesim, monta, finisaj alanlarında çalıştım. 1987-2002 yılları arasında meslek kuruluşlarında görev yaptım. İstanbul Ayakkabıcılar Odası’nda ve Türkiye Umum Ayakkabıcılar Federasyonu’nda eğitim müdürlüğü daha sonra da başkan vekilliği görevlerinde bulundum. Tasev’in kurucuları arasındayım ve Yönetim Kurulu üyeliği de yaptım. Sektörle ilgili Avrupa Birliği projelerinde bulundum. 2008’den beri de İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Anadolu Bil Meslek Yüksekokulu’nda Ayakkabı Tasarım ve Üretimi Programı başkanlığını sürdürüyorum. Sektöre yönelik 4 kitabım ve yayımlanmış 3 bilimsel makalem var.

İstanbul Aydın Üniversitesi Ayakkabı Tasarım Ve Üretimi Programı’ndan Bahseder Misiniz?

2008’de açıldı. Ayakkabı tasarımı ve model yapımına odaklanmış tek programız. Amacımız dünya standartlarında ayakkabı tasarımcısı ve ayakkabı modelisti yetiştirmek. Ayakkabı, moda ve sanat kavramlarını eşit oranda bir araya getiriyoruz ve klasik ayakkabı anlayışından uzaklaşıyoruz. Başka bir özelliğimiz de bütün hocalarımızın en az lisans mezunu olması. Hepsi sektörün içinden gelen ve konusunda uzman insanlar. Uygulamaya dönük bir içeriğimiz var. Her dönemde bir büyük tasarım projesi gerçekleştirir öğrencilerimiz. Bir konseptten yola çıkar, araştırma yapar. Görsellerle bir hikâye panosu hazırlanır. Öğrencilerimiz buradan hareketle tasarım yöntemlerini ve yaratıcılığını kullanarak tasarım yaparlar. Sonra prototipini gerçekleştirirler. Londra’daki ve Milano’daki tasarım okulları ne yapıyorsa yöntem olarak bire bir onları takip ediyoruz.

Öğrencilerinizin Mezun Olduktan Sonra İşe Yerleşme Oranı Nedir?

Öğrencilerimiz 2. sınıftan itibaren iş yerlerine yerleşiyor. Herhangi bir sıkıntımız yok. Mezun olduktan sonra hemen çalışmaya başlamak isteyen öğrencilerimizin %100’ü kendi alanlarında iş buluyor. Mezunlarımızın bir kısmı ise DGS ile lisans programlarına devam ediyor. Moda tasarım programı ve deri mühendisliği alanında eğitim alıyorlar. FUARLARA KATILIYOR MUSUNUZ? BU TARZ ORGANIZASYONLARIN NE GIBI FAYDALARINI GÖRÜYORSUNUZ? Kurulduğumuzdan beri İstanbul’da düzenlenen bütün ayakkabı moda fuarlarına, zaman zaman da yan sanayi fuarlarına katıldık. Hatta 2013 Moskova Ayakkabı Fuarı’na stant açtık ve defile düzenledik. Fuarlara özel özgün tasarımlar yaptığımız için örneğin bir önceki fuardaki tasarımımızı bir sonraki fuara götürmüyoruz. Her fuar için birisi birinci sınıf, diğeri ikinci sınıftaki öğrencilerimiz tarafından yeni iki proje hazırlıyoruz. Bir tanesi mutlaka sosyal içerikli oluyor. Örneğin kadına yönelik şiddete hayır, çocuk gelinler, sokak çocukları projelerimiz var. Bunlar yurt dışından gelen alım heyetleri için Türkiye’de de özgün tasarımlar yapıldığını gösterebildiğimiz vitrinler... Özgün tasarım projelerini daha fazla ön plana çıkarmamız lazım. Türkiye’de ayakkabı sektöründe profesyonel tasarımcılık eğitimi verildiğini ve profesyonel tasarımcılar yetiştiğini göstermek istiyorsak meslek kuruluşlarından da destek almamız gerekiyor.

Müfredatınızda Neler Var?

Eğitim programlarının çıkış noktası sektörün ihtiyaçları. Ancak sektörü birebir takip ediyorsanız aslında sektörden bir süre sonra geride kalıyorsunuz veya sektör sizin önünüzde kalıyor. Öncülükte dereceyi çok iyi ayarlamak lazım. Beş yıl sonra sektörün nereye gelmesi bekleniyor sorusundan yola çıkıyoruz. Tasarım konusunda Türkiye’nin ciddi sorunları var. İtalya, İspanya, Brezilya gibi ülkelerin ayakkabılarını, makinelerini, malzemelerini satın alıyoruz veya ürünün benzerini yapıyoruz. ‘’Bu ürünler nasıl yapılıyor?’’ diye kafa yormuyoruz. Oysa orada bir birikim var, inovasyon var, sistematik çalışma var. Hala balık yemeyi mi öğreteceğiz, yoksa balık tutmayı mı? Biz işin tutmak tarafındayız. Elbette zor bir süreç, çünkü her tür yeniliği kendi başımıza yapmamız gerekiyor. Aynı şekilde sektörün de kısa vadeli değil uzun vadeli çıkarların peşinde koşması gerekiyor. Kobileri işin içine katamıyorum çünkü daha kısa vadeli düşünmek zorundalar. Yapı bunu gerektiriyor. Ama belli büyüklükteki işletmelerin artık geleneksel yapının dışına çıkıp biraz daha dünya standartlarına uygun hareket etmeleri, özgün tasarımı desteklemeleri lazım. Sektör yabancı dil bilen çalışan bulamıyorum, tasarımcı, mühendis bulamıyorum diyorsa, kendisine bir ayna tutması lazım. Bir şeyler değişmeli ama bu iş tek taraflı olacak bir iş değil. Eğitim kurumları, meslek kuruluşları ve işletmeler olarak bir araya gelmeliyiz ve sektörü nasıl uluslararası alanda rekabet edebilir duruma getirebiliriz bunu konuşmalıyız.

Biz üzerimize düşeni yaptığımıza inanıyoruz. Onun için sektörün biraz önündeyiz. Eğitim programımızda tasarım, çizim, ayakkabı malzemeleri, ayakkabı üretim teknolojileri gibi temel altyapı derslerimiz var. İkinci sınıfta taban tasarımı, ökçe tasarımı, iç kalıp tasarımı gibi farklı dersler var. Ayakkabı ve ayakkabıyı meydana getiren parçaların her birinin tasarımını veriyoruz. Fuara gittiğimiz zaman diğer ülkelerden görsellik ve fiyat bakımından daha avantajlı olmamız buna bağlı. Türkiye olarak çok ciddi bir kurulu kapasitemiz, üretim potansiyelimiz var ama uluslararası pazarlarda rekabet edemiyoruz. O zaman orayı zorlamamız gerekli. Üretim tamam, neden ihracat yapamıyoruz? Acilen mesleği iyi bilen öğretmenler yetiştirmemiz, uzmanlığa değer vermemiz lazım. Bir de meslek liselerinde öğrencinin yeteneğine göre ayrım yapılmıyor. Notları yüksek olan öğrenci modelistlik istiyor ve model bölümüne geçiyor. Becerebiliyor mu, hiç önemli değil. Üretim bölümünün kendi içinde saya ve taban olarak ikiye ayrılması lazım. Liselerdeki eğitmenlerden sektör deneyimi istenebilir.

Sizce Türkiye’nin Mesleki Ve Teknik Eğitimde Olması Gereken Noktada Olmamasının Sebepleri Neler?

Mesleki ve teknik eğitimi ikiye ayırmamız lazım. Bir ortaöğretimdeki eğitim yani meslek liselerinde verilen eğitim. 1988-1989 döneminde liselerde ilk defa ayakkabı bölümü açıldı. Ama mesela Bulgaristan’da 1950’lerden beri var. Yükseköğretim ise ön lisans olarak 8 yıl önce başladı. 5 tane ön lisans programı var. Lisans programı olmadığı için eğitimci yetiştirilmesinde sorunumuz var. Bugün 15 lisede ayakkabı bölümü bulunmakta. En son K. Maraş’a ve Hatay’a gittik. Liselerde ciddi makine parkı var ama makineler kullanılamıyor, çünkü işi bilen öğretmen yok. Çok ilginçtir, ekonomi ve finansman yetersizliği var deriz. Hiç öyle değil aslında. Türkiye’de yeterince para da var, yatırım da yapılıyor, ancak kalifiye insan yok.

Mesleki Eğitimin En Önemli Sorunlarından Biri Eğitimle Sektörün İç İçe Olmayışı. Bu Sorunun Giderilmesi Noktasında Neler Düşünüyorsunuz?

Biz sektörle iç içeyiz, meslek kuruluşları ile iş birliği yapıyoruz. Ancak söyleyeceklerim yanlış anlaşılmasın ama bizde vizyonu olan insan eksiği var. Özellikle meslek kuruluşlarının eğitimle ilgili politikalarını ve eğitim maliyetlerini yeniden gözden geçirmeleri lazım. Bunun içinde esnaf ve sanatkârları temsil eden Türk Umum Ayakkabıcılar Federasyonu da var hem kobileri hem büyük ölçekli işletmeleri temsil eden Türkiye Ayakkabı Sanayiciler Derneği var, TASEV var. Bu politikalarla bu iş olmaz. 15 yıl önce de benzer görüşteydim. Bugüne kadar yapılmadı ama aslında bu iş 1 yılda toparlanabilir. 1 yılda neler olacağını planlarsanız olayın toparlanması, hamle yapılması için yeterli olur. Eğitim ayrı bir uzmanlık alanıdır. Bizde usta-çırak kültürü var. Ustamızdan öğrendiğimizin bire bir aynısını yapma kültürü. Sanatta da geri olmamızın sebebi bu aslında. Dünyaya baktığımız zaman, yapılanları alıp kendisi de ona bir şey katmayı başarabilenler zaten özgün işler yapıp ilerleyebiliyor. Fabrika yöneticisi ya da sahibi olmak iyi bir eğitimci olabileceğiniz anlamına gelmez. Bugüne kadarki sıkıntı bence bu. Çok iyi, çok başarılı işletmelerin sahipleri eğitim politikalarına yön vermeye çalışmış. Oysa eğitimde eğitimin uzmanlarıyla çalışılması lazım. Artık öyle bir noktaya geldik ki; gerçekten, çalışan sıkıntısı çekiyoruz. Kaliteli iş yapacaksak bu ancak kaliteli elemanlarla mümkün. Çalışanımıza yeterli ücreti vermeliyiz ki başka sektöre gitmesin. Bazı liselerdeki ayakkabı bölümleri son birkaç yıl içinde öğrenci olmadığı için kapandıysa sektörü nasıl cazip hale getireceğimizi konuşmamız lazım.

Sizce İyi Bir Ayakkabı Tasarımcısı Olmak İçin Neler Gerekli? Programınızı Seçmek İsteyen Öğrencilere Ne Önerirsiniz?

Öncelikle tasarımcı olmak isteyen kişinin çok ciddi bir birikimi olmalı. Genel kültür şart. Yaratıcılık da çok önemli. Tasarımcı farklı olmayı göze alabilmeli. Müzeleri, güncel etkinlikleri takip etmesi lazım ki sanat nereye doğru gidiyor bilsin. Bu işe yönelmek isteyen öğrencinin kendine güvenmesi ve yaptığı işi sevmesi lazım. Bu işin stresine dayanabilir mi ölçmesi lazım. Bazı öğrenciler bırakıp gidiyor. Gelecek öğrenci sektörün geleneksel düşünce yapısından çıkabilecekse, ayakkabı tasarımını ve yeni bir şeyler üretmeyi seviyorsa, kişilik olarak bu işe uygun olduğunu düşünüyorsa çok avantajlı. Ayakkabıyla ilgili hiçbir şey bilmesine gerek yok, biz burada onu öğretiyoruz!

keyboard_arrow_up

Copyright © 2018 Palamut Group. All Rights Reserved.

Maverainteraktif